Sayfalar

6 Kasım 2025 Perşembe

Alanya Triatlonu

İstanbul Triatlonu üzerinden yaklaşık iki ay geçmiş. Aklımda sadece güzel anılar kalmış, hoş kötü bir an hiç yaşamamamıştım zira yarış beni daha önce katıldığım yarışlar kadar zorlamamıştı. Sanırım yarışmayı ve öncesinde dinlenmeyi öğreniyordum ve gelecek sezon daha konforlu yarışabilecektim. 


Yarış sonrası özellikle eylül ayı boyunca yüzmeye ağırlık vermiştim ve biraz da sürelerim iyileşmişti. Düzenli trainer antrenmanları ile ftp değerim de birazcık artmıştı. Rahat duramayıp, sezonun son yarışı olan Alanya’nın parkurlarını incelemeye bile başlamıştım ama Alanya'da yüzme etabında 1500 metre sabit parkur vardı; yani İstanbul gibi bir noktadan girip bir diğer noktadan çıkabileceğimiz bir rota söz konusu değildi. Belki wetsuitle konforlu yüzebilirdim ama su sıcaklığı 25 derecelerde idi ve yarış gününe kadar limitlerin altına inmesi zor gibiydi. Bisiklet etabı ise dümdüz idi, İstanbul’dan daha zor ne olabilir ki diyerekten cesaretimi topladım ve yarışa kaydoldum. Hedef yine aynı: sağlıkla bitirmek... 


Haftada iki gün havuza gidiyorum. İkisinde de aynı antrenmanı yapıyorum. Toplamda 1100 metrelik yarısı el paleti ile yüzme ve tempolu yüzme, kalan yarısı da ısınma ve soğuma ile ters taraftan nefes alma. Mevcut rekorum 50 metreyi 57 saniyede yüzmek. Tabi mesafe uzadıkça süre neredeyse yüzde 40 artıyor. Rekabetçi yarışmadığım için ve gelişimden ziyade kilo kontrolü ve sağlıklı yaşama odaklandığım için benim açımdan iyi süreler ☺️


Bisiklete zwift dışında hiç binmiyorum. Haftada bir gün o haftanın rotasını free ride ile sürüp vites değişkenliği yapıyorum. İki ya da üç kere de erg modu açık olacak şekilde hazır antrenmanlar yapıyorum. Birisi genelde tempo ya da vo2max olurken birisi sakin birisi de o haftanın yoğunluğuna göre daha şiddetli ya da çok daha sakin olabiliyor. 


Koşu ise en az zaman ayırdığım branş. Haftada bir kez kesin ama iki kez nadiren koşuya çıkabiliyorum. Zaten yüzmeye giderken harcanan zamanla birlikte haftada yaklaşık yedi sekiz saat spora ayırıyorum mevcut çalışma ve çocuk yetiştirme üstüne bir dernek koşullarında daha fazlası benim için fazlasıyla yıpratıcı olmasından tedirginim, amaç basit, düşük yoğunluklu sürekli spor hayatı 😎


Gelelim yarışa, cumartesi sabahı uykumu iyice alarak uyandım ve çok geç kalmamaya çalışarak hazırlandım. Alanya çok uzak değildi Ankara’dan ama Antalya’ya uğrayıp yeni bir trisuit almak istiyordum. Planlamayı yaptım, Rahat ve sakin bir yolculuğun ardından akşama doğru Antalya'dayım.  Hemen ilgili mağazaya gidip alışverişimi yaptım ve navigasyona Alanya’daki otelimi yazdım. Çıkan süre beni biraz şaşırttı. Yaklaşık 2.5 saatlik yolum vardı. Hedefim Alanya’ya hava kararmadan varıp parkuru incelemek iken neredeyse uyumayı planladığım saatte Alanya’da olabilecektim. Yeri gelmişken belirteyim, bu rotayı kullanmak zorunda olmayacak bir plan yapmanızı öneririm çünkü yol boyunca yaklaşık 20 tane kırmızı ışığa yakalandım ve o mesafenin neden 2.5 saatte gelindiğini sıkıcı ve konforsuz bir yolculuktan sonra anladım. 


Bir diğer aksiliği de şehire girince yaşadım. Bir müsabaka için şehir değiştirenler az sonra anlatacağıma aşinadır; parkur düzenlemesi nedeniyle şehir içinde her yol kapalıydı. Arabayı park edecek otopark dahi kalmamıştı. Otele iki kilometre mesafedeki bir sokak arasına arabayı park ettim, bisikleti kurdum ve bisikletle otele gidip giriş yaptım. Hemen hazırlık yapıp uyumak arzusundaydım ama yeni aldığım trisuiti arabada unuttuğumu fark ettim. Tekrar bisikletle o yolu gitmek istemedim ve biraz yürüyüp taksi çağırıp aracıma gittim ve trisuiti aldım. 


Yeni satın alınan ve daha önce denenmeyen ekipmanların ilk kez yarışta kullanılması çok önerilen bir şey değildir. Bu hususu çok önemsesem de ilk trisuitimin belden aşağısı pembeydi ve koyu renk tayt kısmı olan bir suitle yarışmak beni daha konforlu hissettirecekti, mecbur bu riski aldım. 


Ertesi sabah için hazırlıklarımı tamamlayıp istirahata çekildim. 


Yarış Sabahı


Yarışlara gitmeden önce, evden çıkarken ve yarış sabahı kaldığım odadan çıkarken almam gerekenler ve yapmam gerekenler ile alakalı bir checklist hazırlamıştım İstanbul’da, bunun faydasını çok gördüm ve Alanya’da da harfiyen uyguladım. 


Kitimi değişim alanı girişinde aldıktan sonra son hazırlıkları da tamamladım ve deniz kenarına gidip startı beklemeye başladım. 


En gergin anlar, geri sayım ve sirenler eşliğinde denize koşuyoruz. Suya girdikten sonra yaklaşık ilk 30-40 metre civarında koşuyoruz, bu esnada nabzım 170 lere gelmiş, birkaç kez kurbağalama dal çık yaparak nihayet kulaca başlıyorum ancak Mudanya’dan beter bir panik yaşıyorum ilk bir kaç saniyede. Su çok sıcak, inanılmaz bir mazot kokusu var ve tam 150 kişi aynı anda suya girip tek bir dubaya doğru yüzdüğümüz için resmen sıkıştık. Tekmelerden kendimi sakınıp, bir aralık bulup biraz da ritmimi düşürüyorum ve nabzım yerine geliyor. Bu esnada ilk dubayı dönüp kıyıya paralele geçip sonra da diğer dubaları dönüyoruz. Artık yön bulma konusunda daha deneyimliyim. Sadece kıyıya çıkıp tekrar giriş yapacağımız alanı göremiyorum gözlüklerim olmadığı için onda da kalabalık nereye giderse oraya gidiyorum ve tekrar yürümeye başlıyoruz. Kıyıda kırmızı bir duba görüyorum, önümdeki atletler çıkıp etrafından bir tur tekrar giriyorlar. Aynısını yapıp daha özgüvenli bir biçimde ikinci tura başlıyorum ve normalde pozitif split yaparken bu kez negatif ile yüzmeyi bitiriyorum. 35 dakika 21 saniye.



Sorunsuz bir değişim yapsam da bisiklete binmem ile ayakkabıyı pedal üzerinde düz konumda tutan lastik kopuveriyor. Mecburen birkaç saniye durup giyiyorum ayakkabıyı ama çok bir zaman kaybetmedim keyfim yerinde hatta şu zamana kadar ki en hızlı t1 süremi yapmışım: 1 dakika 21 saniye. Yaş grubumda altıncıyım ☺️


T1'den çıkıp kilitli parke taşlı yola çıktıktan sonra bir kaç kez sarsılıyorum. Önemsemiyorum zira bunlar istisnaidir 40 kilometre boyunca böylesi bir parkurda bizi yarıştırmazlar heralde diye düşünsem de kilometreler geçtikçe yol düzelmiyor ve artık bu durumu tam kabullenecekken asfalt yol başlıyor biraz ilerliyoruz sonra da ilk dönüş geliyor. Yolun yaklaşık yarısı bu şekilde geçecek, kendimi ayarlıyorum ve pedallara asılıyorum.



İstanbul yarışı için aerobar sipariş etmiştim, ancak sanırım bisikletimin geometrisi çok uygun değil zira verimli kullanamıyorum. Sele geride ve uzanma mesafesi uzun olduğu için, aerobara yatınca pedallar ileride kalıyor ve kadansım düşüyor. TT bisikletlerde sanırım pedallar selenin altına yakın bir konumda olmasından ki bar taburesinde oturur bir pozisyonda saatlerce pedal çevrilebiliyor. Ancak ben aerobarı kullanınca pedal çeviremediğim gibi çok öne uzandığım için yolu da göremiyorum ve düz gidecek bir denge sağlayamıyorum. Alanya'da da aynısı olunca tam o anda aerobarı artık sadece evde antrenmanlarda kullanma kararı aldım ama yarışta bu fazlalıkları çıkarma gibi bir imkanım yoktu. Çoğunlukla drop barlarda giderek 30 km/s ortalamayı tutturmaya çalıştım. Parke taşlarda hızım biraz düşse de asfaltta biraz hızlandım. Bir matara karbonhidratlı su bitirdim. İki adet de jel tükettim. Bugüne kadar ki en konforsuz ama en hızlı bisiklet derecemi yaptım ve 30 km ortalama hız ile 37 kilometrelik parkuru 74 dakikada bitirerek T2'ye girdim. 


Bisikletimi ters astım, kaskımı çıkarıp hemen ayakkabıları giydim ve 72 saniyede T2'den çıktım. Koşmaya başlayınca, Ankara ya da Gelibolu yarışlarında tecrübe ettiğim bir his beni yakaladı. Gövdem ağrıyordu. Bir bütün olarak belim ve ön gövdemin alt kısmı. Sanki dayak yemiş gibiydim. 




Ankara ya da Gelibolu'daki gibi bisikletten çok yüksek nabızla inmesem de parke taşın konforsuzluğuna yordum. İstanbul'da böyle bir şey yaşamamıştım ama yeniden yaşamak canımı sıkmıştı çünkü koşamıyordum. 5:50 ile başlayan tempom kilometreler geçtikçe 6:30'a kadar gerilemişti. Bir de üstüne kaçıncı turda olduğumu unutmuştum. Som tura girerken saatim 7 küsür kilometrelerde olduğumu gösteriyordu.



Bir tur 1.5 km civarıydı. Tam 10 km koşmayacağımızı biliyordum ama bir çok atlet bunun gibi tur hataları yüzünden ya eksik koşup diskalifiye oluyor ya da fazla koşuyordu. Çiplerden geçerken hakemlere kaçıncı turumda olduğumu görüp görmediklerini sordum bilmediklerini söylediler. Ama emindim, reglaman da 9 küsür km'lik bir parkur belirtilmişti. Ne olacaksa olsun dedim ve son turdan sonra bitiş alanına yöneldim. İsmim okundu ve sağlıkla bir müsabakayı daha bitirdim. 56 dakika. Toplam süre 2 saat 48 dakika. 







Yüzmede ve bisiklette en iyilerimi yapsam da koşu da durum öyle olmadı. Seneye sprint ağırlıklı yarışmayı planlıyorum. Seneye görüşmek üzere.